Kategoriler
SİNEMA YAZILARI

İÇİMDEKİ YANGIN

Bu Hikâyenin Üç Başlangıcı Var

"İçimdeki Yangın", yönetmen Denis Villeneuve tarafından 2010 yılında çekilen bir Kanada filmidir. Film, Vajdi Mouavad'ın aynı adlı oyunundan uyarlanmıştır. Hikâye, anne Naval Marvan'ın ölümünün ardından ikiz çocukları Jeanne ve Simon’a bıraktığı vasiyetin etrafında şekillenir. Çocukların, anneden kalan mektupları sahiplerine ulaştırılma sürecinde, geçmiş ve şimdi arasında oluşturulmuş geri dönüşler ile dokunaklı ve akıcı şekilde, tüm  yaşanılanlar hissedilir. Zamansal olarak Orta Doğu’daki iç savaşta, insanlığın yaşadığı acılarla derinden ilişkilidir. Yaşam, bu noktada, Jeanne ve Simon’u huzurlu zannettikleri sakin sulardan, içinde boğuldukları bir derinliğe iter.

Bu hikâyenin üç başlangıcı var: Birincisi Mayıs Nihat'ı…

Öykü, Naval Marvan'ın, çocuğunu, Hristiyan kasabasındaki, Müslüman ve genellikle kız çocuklarının toplandığı bir yetimhaneye bırakmasıyla başlar. Çocuğunu bir gün bulabilmek umuduyla ona söz verir ve sağ ayak topuğuna nokta dövmesi yapar. Çocuklara, bırakıldıkları aylara göre isimler verilen yetimhanede, onun adı artık "Mayıs Nihatı'dır".

Bırakılan yetimhane, dönemin savaşlarından ilk etkilenen bölgelerden biridir ve bombalanarak yok edilir. Yetimhaneden, Müslümanlar tarafından çıkarılan çocuklara, savaş ve hayatta kalma eğitimleri verilir. İçlerinde en başarılı olan Mayıs Nihatı'dır. Nihat, kendini kısa zamanda çok fazla geliştirir ve ülkenin en iyi savaşçısı haline gelir. Hayattaki tek amacı annesini bulmak, annesinin onu ölü veya diri görmesidir. Bu gayesini yerine getirmek için şehit olmaya bile razıdır, ülkenin her yerine asılan şehit resimlerini, annesinin göreceğini ümit eder… Nihat, girdiği son savaşta öldürdüğü yedi düşmana karşın yakalanır ve ceza olarak, Kfar Ryat hapishanesine işkenceci olarak görevlendirilir.

Bu hikâyenin üç başlangıcı var: İkincisi, şarkı söyleyen kadın, 72 numaralı mahkûm, Naval Marvan…

Naval Marvan, oğlunu bulabilmek için yetimhaneye doğru yola çıkar. Yetimhanenin yok olduğunu görür fakat çocukların başka bir yere götürülmüş olabileceğini duyar. Bindiği otobüse düzenlenen saldırıda, dini inanışı nedeniyle sadece o öldürülmez. Bir inanışın, bir düşüncenin insanı nasıl yok edebileceğini anlayamaz. Düzenlenen saldırının komutanını bularak bu sefer o, ona bir suikast düzenler. Kendinden çalınan bir hayatı, oğlu Mayıs Nihat'ı ve sanırım yaşamında yarım kalmış her şeyin kararlılığıyla gerçekleştirir bu eylemini. Düzenlenen saldırı tüm ülkenin gündemini değiştirir ve Naval Marvan, artık bölgece tanınmış bir suikastçı haline gelir. Yakalanır, on beş yıl boyunca Kfar Ryat hapishanesinde türlü işkencelere, acılara ve tecavüzlere maruz kalır. Naval Marvan’ın adı artık 72 numaralı mahkûm ve şarkı söyleyen kadındır… Dudağından dökülen ezgiler, acının söz bulma mücadelesiydi belki de. Hapsedildiği küçük odada, ülkenin en acımasız işkencecisi Abu Tahir’in işkence ve tacizleri sonucunda hamile kalır.

Bu hikâyenin üç başlangıcı var: Üçüncüsü ikizler…

Jeanne ve Simon’a annelerinin ölümünün ardından kalan mektuplarda, kardeşlerin babalarına ve ağabeylerine ulaşmaları, mektupları onlara teslim etmeleri gerektiği yazılıdır. Jeanne, annelerinin vasiyetini gerçekleştirmek için Kanada’dan yola çıkarak Orta Doğu'ya doğru ilerler. Jeanne’nin annesinin geçmişinden izler araması, bir annenin yıllarca çocuğunu araması, yaşamın döngüsel arayışlarla birleştiğini anlatır bizlere. Jeanne, annesinin geçmişine ilişkin yaptığı araştırmalarda, bu yükü omuzlarında tek başına taşıyamaz ve kardeşi Simon’u yanına gelmesi için arar. Annesinin Kfar Ryat hapishanesinde yaşadıklarını, sonsuz derinlikte bir okyanusun içinde yok olur gibi dinlerler. Naval Marvan’ın, hapishanede dünyaya getirdiği çocukları, hapishanede görev yapan hemşire tarafından gizlenir ve Naval tahliye olduğunda ona teslim edilir. Naval hayatına, acılarına ve yaşadıklarına, nefret zincirini kırma sözüyle yeniden başlamayı seçer.

Savaşın yıkıcı etkileri, toplumun acımasız gerçekleri ve bireylerin bu koşullarda nasıl şekillendiği, bizleri düşünmeye iten unsurlar arasında. Filmin içerisindeki bilinmeyenler, bilinmeyen başka arayışlara kapı açıyor. İzleyicilere sunulan döngüsel arayışlar, bireyleri kayboldukları sularda, acıyla bırakıyor. Filmin güçlü yanlarından biri, intikamın karmaşıklığını ve geçmişle yüzleşmenin getirdiği duygusal ağırlığı işleyişidir. Filmin bu derinliğini ifade eden en güzel cümle “çözümsüz sorularla karşılaşacaksınız, çözümsüz başka sorulara götürecek çünkü karşılaştığın sorun aklın çözemeyeceği boyutta olacak.”

Naval’ın ilk oğlu Mayıs Nihatı’dır. Mayıs Nihatı’nın kimliği değiştirilerek, Kfar Ryat hapishanesine, Abu Tahir olarak yerleştirilmiştir…

Mayıs Nihat'ı, Abu Tahir ve kimliğini tekrar değiştirerek Kanada’da her şeyden uzak yeni bir hayat yaşayan Nihat Harmani

Simon, bir artı bir, bir eder mi, diye Jeanne'ye sorar...

Hayatın rastlantısal felaketleri, bize en acı veren insanı, bizim bir parçamızı oluşturmasında yok eder. Acı insana bazen düşüncelerini öldürmek için şarkı söyletir, bazen kendini öldürür.

Adı: İçimdeki Yangın
Özgün Adı: Incendies (ensandi)
Yönetmen: Denis Villeneuve
Yazan: Denis Villeneuve, Vajdi Mouavad, Valerie Beaugrand-Champagne
Oyuncular: Melissa Desormeauks-Poulin, Lubna Azabal, Lara Atalla, Abdelghafour Elaaziz, Bilade Yaktily, Maksim Gaudette, Hussein Sami, Remi Girard, Monikue Dartonne
Görüntü Yönetmeni: Andre Turpin
Sanat Yönetmeni: Andre-Line Beauparlant
Müzik: Gregoire Hetzel
Kostüm: Sophie Lefebvre
Dekor: Rana Abboot, Marie-Soleil Denomme, Amin Charif El Masri, Philippe Lord
Kurgu: Monikue Dartonne
Yapım Yeri ve Yılı: Kanada - 2010
Dili: Fransızca - Arapça
Tür: Kurmaca
Süre: 130'

Eda Ay

Giresun’da doğdum. Okumaya, sinemaya, fotoğrafa ve sanata duyduğum ilgi beni bu alana yönlendirdi. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Radyo ve Televizyon ön lisans bölümünü bitirdim. Şu anda Ankara Medipol Üniversitesi, İletişim Fakültesi öğrencisiyim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir